Onların uyku düzenleri, bizlerden oldukça farklı ve alışılmışın dışındaydı. Peki tam olarak bizden farklı ne yapıyorlardı?
Gelin, Einstein ve Dali’nin uyku şekillerini inceleyelim.
Ünlü sanatçı ve mucit bu tekniği kullanmak için, ellerinde kaşık, top veya tabak gibi bir nesneyi tutuyor ve bir sandalye üzerinde uykuya bu şekilde dalıyorlar. Uykuları derinleştiğinde ve bilinçlerini kaybetmeye başladıklarında ise ellerinde tuttukları eşya yere düşüyor, hâliyle onların uyanmasına neden olacak bir ses çıkarıyor.
İşte bu, Edison ve Dali’nin erken uyku evresi ismi verilen bir evreden, derin uyku evresine geçişini engelliyor. Bu döngü bittikten yani uyandıktan hemen sonra ise gündelik hayatlarına devam ediyorlardı.
Uyku-uyanıklık arası olarak bilinen, diğer bir ismiyle” N1” erken bir uyku evresi. Bu evre, derin bir uykuya dalmadan önce birkaç dakika sürüyor fakat bu birkaç dakika, yaratıcılık bakımından oldukça verimli oluyor.
Hatta uyku araştırmacısı Delphine Oudiette, insanların bir gece uykusunun yaklaşık %5’ini N1 uyku evresinde geçirdiğini ifade ediyor. Bu evrede hayal kurabilmek, farklı renkler ve şekilleri görebilmek mümkün oluyor.
103 katılımcının dahil olduğu bir çalışmada bu kişilerin, deneyden önceki gece normalden biraz daha az uyumaları isteniyor. Ardından birkaç matematik problemini çözmeleri isteniyor fakat katılımcıların hiçbiri bunu başaramıyor.
Sonrasında ertesi gün, katılımcıların bir kısmının N1 uyku evresinden geçmesi sağlanıyor. Tıpkı Einstein ve Dali’nin yaptığı gibi uykuya daldıkları an ellerindeki bardaklar düşüyor. Uyandıklarında ise matematik problemlerini %83 oranında çözebiliyorlar.
Albert Einstein ve Salvador Dali’nin bu uyku tekniği, görünüşe göre yaratıcılığı ve problem çözme yeteneğini gerçekten arttırıyor. Denemeye değer gibi gözüküyor öyle değil mi?
Yorumlar (0)