Herhangi bir şeyin dünyanın en iyisi olması için onu tarafsız şekilde değerlendirmek gerekir. Reklam konusundaysa dünyanın en iyisi, bundan 36 yıl önce yayınlanmış olan Apple’ın Macintosh reklamıdır. Televizyonlarda sadece ürünün tanıtıldığı 20 Ocak 1984 tarihinde sadece 1 kez yayınlanan bu reklam filmi, defalarca kez dünyanın en iyi seçilmiştir.
Bu reklam filmini neyin önemli kıldığını, nasıl bir firmanın ya da bir ürünün ötesine geçip devrim yarattığını anlatacağız ancak tüm bunları günümüzdeki koşullara göre değerlendirmek hata olur. Biraz geçmişe gidiyor, o günün şartlarını anlıyoruz.
Steve Jobs, Apple’ın geliştirdiği Lisa isimli bilgisayar modeliyle başarısız olduktan sonra Macintosh adında yeni bir bilgisayar geliştirdi ancak bu kez başarısız olmak istemiyordu. Daha fazla bilgisayar satabilmek için insanların teknolojiye karşı olan korkularını kırmak, onları yeniliğe ikna etmek gerekiyordu. Bunun için de sarsıcı bir plan yapmak zorundaydı.
Steve Jobs’a göre IBM, ’her şeyin sahibi olmak isteyen, özgürlük karşıtı egemen, silahları ve endüstriyi ele geçirmeye çalışan’ bir şirketti. Jobs’ın bu tanımına göre IBM, yani halk arasındaki adıyla Büyük Mavi, George Orwell’ın Bin Dokuz Yüz Seksen Dört kitabındaki her şeyin sahibi Büyük Birader karakterine benziyordu. Jobs’ın aklına dahiyane bir reklam filmi gelmişti. Böylece bilgisayarlarını satmak istediği insanlar, IBM’i artık Büyük Mavi değil, Büyük Birader olarak tanıyacaklardı.
Alien ve Blade Runner (Bıçak Sırtı) gibi bilim kurgu filmlerinin yönetmeni Ridley Scott ile anlaşma yapıldı. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört kitabı referans alındı. Toplamda 2 milyon dolarlık maliyetle reklam filmi tamamlandı.
Videodaki metnin Türkçesi:
Korkunç adam insanlara hitap eder:
Bu sırada kırmızı şortlu ve çekiçli kadın liderin muhafızları tarafından kovalanmaktadır.
Kırmızı şortlu kadın çekici fırlatır, ekran infilak eder, liderin konuşması ve reklam şu cümlelerle son bulur:
Reklamdaki kırmızı şortlu sportif kadın Apple’ı, taşıdığı çekiç Apple’ın yenilikçiliğini temsil etmektedir. Konuşan korkunç adamsa Orwell’ın kitabında her şeyi kontrol altında tutan tek otorite Büyük Birader’dir. Diğer tüm insanlarsa tek tip düşünce yapısına sahiptir. Apple gelir, yenilikçiliği temsil eden çekici fırlatır, ürkütücü olan gelenekselliği yıkar ve distopik düzen son bulur. Artık insanların farklı ve özgür düşünebilecekleri, Apple’a göre teknolojiyle barışacakları dönem gelmiştir.
Apple bu reklamla amaçladığını başardı. ABD genelinde halkın televizyona kilitlendiği spor etkinlikleri sırasında yayınlanan reklamdan sonra tam 200.000 insan Apple’ın mağazalarına akın etti. O günün ekonomisiyle 2.495 dolarlık etiketi olan Macintosh, ilk 100 gün içinde 72.000 adet sattı.
Bugün Apple, dünyanın en değerli şirketi olarak IBM’in o yıllarda eleştirdiği bir konumda. Steve Jobs’ın ortaya koyduğu strateji sayesindeyse teknoloji; korkulan değil, sevilmesi ve alışılması gereken, özgürlüğün sembolü olacak bir kavram şeklinde görülüyor. Peki o hâlde bugünkü Büyük Birader kim?
Yorumlar (0)