Günlük hayatta asla düşünmediğimiz ama yaşamamız için kritik olan birçok organ ve yapı var.
İşte vücudumuzun gizli kahramanları!
“Olmasa da olur.” diyebileceğimiz bir kasımız var. O da palmaris longus denilen, bileğimizin iç kısmında, serçe parmağımız ve başparmağımız birleştiğinde belirginleşen ince kas.
İlginç olan şu ki insanların yaklaşık %20’inde bu kas yok. Günlük işlevlere pek katkısı olmadığı için evrimsel olarak kaybolmaya başlamış.
Bu küçük yapı, gözümüzün iç köşesinde bulunan, gözyaşının drenajına yardımcı ve "üçüncü göz kapağımızın" bir kalıntısı pembe dokudan ibaret. Memelilerin çoğunda tam işlevsel olan bir üçüncü göz kapağı varken insanlarda zamanla körelmiş durumda.
Kadın üreme sisteminin bir parçası olan bartholin bezleri, vajinal kayganlığı sağlayan sıvıyı üretiyor. Çoğu insan adını bile duymamıştır.
Ona boğazın arkasındaki bağışıklık savunması da diyebiliriz. Daha çok bademcikler olarak biliniyor ama dilimizin arkasında yer alan lingual tonsiller, bağışıklık sisteminin bir parçası. Görevi ise enfeksiyonlarla savaşmak.
Soğukta veya korktuğumuzda tüylerimiz diken diken oluyor ya işte bunu sağlayan arrector pili kasları yani kıl köklerine bağlı minik düz kaslar.
Evrimsel olarak atalarımızın vücutlarını kabartarak ısıyı korumasına ve tehditlere karşı daha büyük görünmelerine yardımcı oluyordu.
Kulak kirini üreten minik fabrikalar da diyebileceğimiz ceruminous bezlerin amacı; tozu, mikropları ve diğer zararlı maddeleri dışarıda tutmak.
Kuyruk sokumu kemiğimizin (koksiks) bir zamanlar atalarımızda kuyruk işlevi gördüğünü biliyor muydunuz? Artık fonksiyonsuz olsa da bazı kaslar için destek sağlıyor.
Geldik son bilinmeyen yerimize. Dua tabakası, gözün kornea bölgesinde bulunan ince bir doku katmanı ve kendisi 2013’te keşfedildi.
Kornea içindeki sıvı akışını düzenleyerek göz sağlığında önemli bir rol oynadığı düşünülüyor. Bulunmasıyla göz ameliyatları ve hastalıklarına yeni bir bakış açısı kazandırıldı.
Darwin’in tüberkülü, bazı insanların kulaklarının üst kenarında bulunan küçük, çıkıntılı bir yapı. Evrimsel kalıntı olduğu düşünülen yapı, atalarımızın daha büyük ve hareketli kulaklara sahip olduğu dönemlerden kalmış olabilir. Günümüzde herhangi bir işlevi yolmadığı gibi herkesin kulağında da bulunmuyor.
Göz kapaklarımızın kenarlarında bulunan meibomian bezleri, göz yüzeyini nemli tutan yağları salgılıyor. Eğer düzgün çalışmazlarsa kuru göz sendromuna yol açabilirler.
Mezenter, bağırsakları karın duvarına bağlayan ve onları yerinde tutan bir zar yapısı. Eskiden sadece bir bağ dokusu olarak görülse de son araştırmalar onun bağırsaklara kan akışı sağladığını ve bağışıklık sisteminde rol oynadığını gösteriyor. Hatta bilim insanları mezenteri bağımsız bir organ olarak sınıflandırmaya başladı.
Boynun üst kısmında, dilin hemen altında bulunan küçük, U şeklindeki hiyoid kemiği, vücudumuzun doğrudan başka bir kemikle eklem yapmayan tek kemik.
Dil, yutkunma ve konuşma fonksiyonlarında kritik rol oynuyor. Hatta adli tıpta, boğulma vakalarında kırılması önemli bir bulgu olarak değerlendiriliyor.
Önemini fark etmediğimiz bir diğer parçamız ise fasya oluyor. İkinci bir deri gibi vücudumuzda yer alan fasya, kaslarımızı saran ince ama güçlü bir bağ dokusu. Hareketimizi kolaylaştırdığı gibi vücut yapısını da destekliyor.
Anterolateral bağ, diz ekleminde bulunan ve uyluk kemiği (femur) ile kaval kemiği (tibia) arasında yer alan bir bağ. 2013’te yeniden keşfedilen yapı, dizin stabilitesine katkı sağlıyor ve özellikle ani dönme hareketlerinde dizin aşırı dönmesini engelliyor.
Burnumuzda gizli bir filtre var ve adı da nasal konka. Burnumuzun iç kısmında bulunan bu kıvrımlı yapılar, havayı nemlendirme ve filtreleme görevini üstleniyor. Alerji veya soğuk algınlığı durumlarında şişerek nefes almayı zorlaştırabilirler.
Bağırsaklarımızın içinde, bağışıklık sistemimizin bir parçası olan bu yapılar, zararlı mikroplara karşı savaşan hücreler üretiyor. Sindirim sistemimizin görünmez kahramanları arasında yer alıyorlar.
Bu küçük sinir düğümü, burundaki kan damarlarının genişlemesini veya daralmasını kontrol ediyor. Migren ağrılarına bile sebep olabiliyor.
Piramidalis kası; karın bölgesinde, rectus abdominis kasının önünde bulunan küçük, üçgen şekilli bir kas. Görevi ise karın kaslarını gererek linea alba adlı orta hattaki bağ dokusunu gergin tutmak. Ancak fonksiyonu o kadar önemsiz ki insanların yaklaşık %20’sinde bu kas hiç bulunmuyor.
Gözümüzün renkli kısmı (iris) ile beyaz kısmı (sklera) arasındaki sınırı belirleyen limbus, göz sağlığında kritik öneme sahip.
Bazı hayvanların koku alma yeteneklerini artıran Jacobson organı, insanlarda körelmiş durumda. Fetüs döneminde var olup sonra işlevsiz hâle geliyor.
Peki ya siz bunlardan hangilerini biliyordunuz?
Yorumlar (0)