Zaman paradoksları, bilim kurgu filmleri için her zaman ilgi çekici bir konu olmuştur. Zamanda yolculuk temasının ortaya çıkardığı paradoksları çözmeye çalışmak, izleyiciler için her zaman oldukça eğlenceli ve heyecanlı bir unsur.
Predestination, Günümüze kadar yapılmış en yaratıcı ve en kafa karıştırıcı filmlerden biri. İzlemeden önce kesinlikle hiçbir şey bilmemeniz gereken bu filmde, Ethan Hawke, hem geçmişe hem de geleceğe gidebilen bir zaman ajanını oynuyor. Zamanda yolculuk kavramını ahlaki açılardan da ele alan Predestination, zaman paradokslarını sevenler için biçilmiş kaftan.
İnsanların klasik olarak oluşturduğu düzeysel zaman çizelgesinin tamamen değişmesi, izleyicinin kafasını her zaman karıştırıyor. Bu kafa karışıklığı üzerine yapılmış birçok film var. Biz de kuantum problemleri çözmeye çalışmanızı sağlayacak bu kafa karıştırıcı zaman paradoksu filmlerini sizler için listeledik.
Değeri asla bilinmeyen bir film olan Pandorum, nerede olduğunu ve neden orada olduğunu bilmeyen Bower isimli karakterin bir uzay gemisinde uyanmasını anlatıyor. Ana karakterimize bu yolculuğunda, Payton rolünde Dennis Quaid eşlik ediyor. Her ne kadar arkasındaki bilim şüpheli olsa da, Pandorum, yaratıklarla, korkularla ve sürprizlerle dolu.
Düşük bütçeli bir klasik olan Primer, korkutucu derece inandırıcı bir zaman yolculuğunu yaratıcı bir yaklaşımla anlatıyor. Zaman döngüsündeki bir hatadan yararlanarak öğeleri zamanda geriye götürmenin bir yolunu bulan Abe ve Aaron isimli iki mühendisi anlatan Primer, oldukça mantıklı bir film. Zaman yolculuğunun ve sonuçlarının derinlemesine anlatıldığı bir film izlemek istiyorsanız, Primer tam size göre.
Her ne kadar şimdiye kadar çıkmış en iyi film olmasa da, paradoks merkezli bir şekilde olayları gayet mantıklı bir şekilde işleyen Triangle, zamanda yolculuk konusunu en iyi işleyen filmlerden. Açıklayamadıkları bir ürkütücü paradoksun içinde kalan bir grup insanın anlatıldığı Triangle, yat gezisine çıkan bu insanların başına gelen olayları anlatıyor.
2007 yapımı Time Crimes, 21. yüzyılın en yaratıcı, ilgi çekici ve eğlenceli filmlerinden biri. Bir İspanyol yapımı olan filmde, yüzü bandajla kapatılmış korkunç bir adamın bir kadına saldırdığını ve ardından görünmekten kaçmak için bir zaman makinesinde saklanmak zorunda kalan Hector’u izliyoruz. Her ne kadar konu basit görünse de, Time Crimes, zaman yolculuğunun karanlık ancak keyifli bir incelemesi.
Looper, kısa sürede seyirciye sunduğu gerilim ve konusunun eşsizliği ile bir kült haline geldi. Film mafya, cinayet ve kovalamalar ile doluyken aynı zamanda, zamanda yolculuğu da konu alıyor. Listedeki her filmde olduğu gibi Looper’da da zamanda yolculuk paradoksu seyircilerin aklını karıştırıyor.
Source Code’da, listemizde yer alan Donnie Darko’nun başrolü Jake Gyllenhall tekrar karşımıza çıkıyor. Yetenekli oyuncu bu sefer bir terörist saldırıyı engellemek için aynı sekiz dakikayı tekrar tekrar yaşamak zorunda kalan genç bir adamı canlandırıyor. Film hakkında ne kadar az şey bilirseniz, filmden alacağınız zevk o kadar yüksek olacağından dolayı Souce Code hakkında başka bir şey söylemiyoruz.
Uzaylı istilası kavramına çok farklı bir pencereden bakan Arrival, zamanı kendine özgü kullanıyor. Fiziksel herhangi bir zaman yolculuğu içermeyen bu film, çok derin bir hikayeye sahip. Zaman yolculuğu ve paradoks fikirlerini çok farklı bir perspektiften ele alan Arrival, son on yılın en iyi bilim kurgu filmleri arasında yer alıyor.
Japon romanı All You Need Is Kill’den uyarlanan Doug Liman’nın Edge of Tomorrow’u, temelde Groundhog Day konseptini alıyor. Edge of Tomorrow’da, Tom Cruise’un canlandırdığı ana karakterimiz, ezici bir uzaylı ırkıyla savaşıyor. Sadece zaman paradoksu değil aynı zamanda heyecanlı aksiyon sahneleriyle de öne çıkan filmin kurgusu ise harika.
Kıyamet sonrası bir zamanda geçen 12 Monkeys, Philadelphia’da bir yeraltı hapishanesinde yaşayan mahkum James Cole’u anlatıyor. Ölümcül bir virüs salgınını durdurmak için zamanda geri dönen Cole’un, yolculuk sırasında güveneceği insanları iyi seçmesi gerekiyor. Vizyon sahibi yönetmen Terry Gilliam imzalı bu film, izleyicisi için inanılmaz distopik manzaralar yaratıyor. Her ne kadar konusu açısından bir istisna olmasa da, izleyiciyi duygusal olarak da etkiliyor.
Donnie Darko, atmosferi açısından şu ana kadar yapılmış tüm filmlerden ayrılıyor. Ürkütücü bir tavşan kostümü giyen bir adamın, Donnie’yi dünyanın sonu hakkında uyardığı ve geri sayım saydığı bu film, oldukça gotik bir atmosfere sahip. Filmin konusu ve işlenişi dışında, filmde kullanılan müzikler de seyirciyi filme çekiyor.
Yorumlar (0)