Dil, sadece toplumun iletişim aracı olmasının ötesinde tarih boyunca farklı kültürler arasında köprüler kurmuş ve kelimeler de bu köprülerin tuğlalarını oluşturmuştur. Türkçe kökenli İngilizce kelimelerin sözlükte nasıl bir yer edindiğini keşfetmek, sadece bir kelimenin değil, aynı zamanda kültürler arası etkileşimin izini sürmek anlamına geliyor.
Vereceğimiz örneklerdeki kelimelerden bazıları Türkçeye, Arapça veya başka dillerden girmiş olsa da İngilizceye, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki tüccarlar ve askerler aracılığıyla geçtiğini belirtelim. Ayrıca ayran ve yoğurt gibi kelimeleri de hepimiz bildiğimiz için listemize dahil etmedik.
Türkçedeki başıbozuk, İngilizceye geçen kelimelerimizden biri. İngilizcedek karşılığı ise “Osmanlı İmparatorluğu’nun düzensiz, disiplinsiz birliğinin bir üyesi”. “Çalkantılı” ve “disiplinsiz bir kişi” de İngilizcedeki diğer anlamları.
Özellikle Tenten’in Maceraları çizgi roman serisini İngilizce okuyanlar varsa bu detaya gözü çarpmış olabilir. Kaptan Haddock karakteri tarafından sıkça kullanılıyor.
Kahve, Türkçeye Arapçadan gelmiş olsa bile İngilizceye Türkçedeki Türk kahvesinden geçiyor.
Hem Türkçede hem İngilizcede “yörük” kelimesi göçebe yaşayanlar olarak kullanılıyor.
"Han" kelimesinin Türkçede ne kadar çok anlamı varsa bunlar aynı şekilde İngilizcede de geçerli.
İngilizcede kiosk, daha çok "ticari mal veya hizmet satmak için kullanılan küçük yapı" anlamında kullanılsa da Türkçedeki köşk kelimesinin karşılığını taşıyor.
Bizde “boş boş”, “bir şey yapmadan veya amaçsız” anlamında kullanılırken İngilizcede “saçmalık” demek.
İngilizce özellikle paşa kelimesinde çok da uzağa gidip değişiklik yapmıyor. “Pasha” olarak bizden alıyor ve anlamı da yine aynı.
Türkçede yemek olarak kullandığımız “dolma” kelimesi, İngilizceye aynı şekilde geçiyor. Bizde bu kelimenin 6 farklı anlamı bulunsa da İngilizcede sadece “Doldurulmuş üzüm yaprağı veya sebze kabuğu”nu ifade etmek için kullanılıyor.
Vahşi bir hayvan türü olan “karakulak”, Türkçeden İngilizceye geçen bir başka kelime.
Her ne kadar kısmet kelimesi Arapça “kismet”ten bize geçse de 1800’lü yıllarda İngilizceye, Türkçeden geçiyor.
“Çevirme”nin de bizde birçok anlamı var. Ancak İngilizcedeki "shawarma" hem "bir tür sandviç" hem de "kuzu çevirme" için tercih ediliyor.
Yine önce Arapçadan bize, sonra bizden İngilizceye geçmiş bir başka kelime.
“Çölden esen sıcak rüzgâr”, her iki dilde de ortak anlam taşıyor.
Türkçe bir kelime olan kırbaç, İngilizcede “kurbash” oluyor ve anlamda herhangi bir değişiklik yapılmıyor.
Bu sefer anlamları birbirinden farklı bir kelimemiz var. İngilizcede “turban” kelimesi “lale” anlamında kullanılıyor. Etimolojisi ise Türkçedeki tülbentten geliyor.
Fazla uzağa gitmeyen bir diğer kelime de “serai”. Türkçedeki ilk anlamın karşılığı (Hükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük yapı), İngilizcede de geçerli.
Tek bir harf değişikliği ile İngilizceye geçen kelimemizin anlamı, her iki dilde de “sancak beyi”.
“Haremdeki cariye”nin İngilizcedeki karşılığı “odalisque”, Türkçeden geçiyor.
Bizde sadece pirinçten, bulgurdan ya da kuskustan yapılan yemeğe pilav denirken İngilizcedeki “pilaf”ın karşılığı “Baharatlı pirinç ve çoğunlukla etten yapılan bir yemek”.
İngilizcede “donum” sözcüğünü “Eski Osmanlı İmparatorluğu’na dahil bölgelerde kullanılan ve büyüklükleri değişen ancak genellikle bir dönümden küçük arazi ölçüsü”süne karşılık geliyor.
Tabii ki bunlar sadece bir kısmı. Türkçeden İngilizceye geçmiş daha birçok kelime var. Anlamlarının birçoğuna baktığımızda ise Osmanlı döneminden kaldığı aşikâr. Sizin en çok şaşırdığınız hangisi oldu?
Yorumlar (0)