"Nefes alma deliği" ya da "havalandırma deliği" olarak bilinir ve uçakların önemli özellikleri arasındadır.
Bazı kişiler bu deliğin riskli olup olmadığı konusunda endişe duyar ancak tam aksine riskleri önleyen bir mühendislik fikridir.
Bu katmanlar çoğu zaman akrilik malzemeden yapılır. En içteki katman, kendinden sonra gelen katmanı ve yolcuları korur; plastik bir kapak niteliğindedir. "Nefes alma deliği" ise ortadaki katmanda bulunur. Dıştaki katman ise uçağın dışındaki zorlu hava koşullarıyla baş eden son katmandır.
Standart bir yolcu uçağı kabinindeki basınç, deniz seviyesinden 2.500 metre yükseklikteki basınçla aynıdır (Bu yükseklik, Boeing 787 ve Airbus A350 tipi gelişmiş uçaklarda 1.800 metreye kadar çekilmiştir).
Uçak irtifa kazandıkça dışarıdaki ve kabindeki basınç azalmaya başlar. Kulaklarımızdaki o garip hissin nedeni de budur, iç basıncımızın etkisini hissederiz. Dışarıdaki basınç kabindeki basınca göre tabii ki çok daha düşüktür. İşte uçak pencerelerindeki 2. ve 3. katmanlar bu basınç arasında arayüz durumundadır. Bu güçlü farka direnecek kadar dayanıklı tasarlanır.
Bu delik, 2. ve 3. katmanlar arasındaki basınçla kabindeki basıncı dengeler. Asıl basıncı dış katman sırtlanır, orta katmana çok fazla yük binmez. Bu ufak delik sayesinde bu mümkün olur.
Bunun nedeni ise kabindeki ılık havanın, soğuk pencere yüzeyiyle temas etmesidir. Bu iki katman arasında biriken nem, delikten tahliye edilir ve camların buğulanmaması, donmaması sağlanır. Aksi takdirde o şahane bulut manzaralarını izlemek mümkün olmazdı.
Böyle bir senaryoda, bu delikten sızan hava miktarı çok düşük olacağı için uçaktaki basınç dengeleme sistemi bu sorunun üstesinden gelecektir.
Özetle; çok önemi yokmuş gibi görünen bu küçük delik aslında uçakların olmazsa olmaz özelliklerinden biridir.
Yorumlar (0)