Yani Uluslararası Uzay İstasyonu’nun çok daha fazla mikroba ihtiyacı var. Neden mi? Astronotların çok daha sağlıklı olabilmesi için.
Peki bu nasıl olacak?
Bunlar arasında organ fonksiyonlarının ve organların genel sağlığının zarar görmesi, kemik güçsüzlüğü ve çeşitli kas hasarları var. Ek olarak birbirinden farklı iltihap durumları ve cilt döküntülerine eşlik eden bağışıklık sistemi bozuklukları da astronotları etkisi altına alabiliyor.
Bilim insanlarının birkaç ay önceki araştırmasına göre ise bu sağlık problemlerinin tamamı, Uluslararası Uzay İstasyonunun haddinden fazla steril olması kaynaklı olabilir. Bu ihtimal kulağa ilk etapta şaşırtıcı gelse de araştırmaların bulgularına göre daha fazla mikrop, daha sağlıklı insan anlamına geliyor.
Çünkü araştırma ekibinde, yaklaşık 5 üniversiteden farklı uzmanlar ve profesörler var. Aynı zamanda bu çalışma, Uluslarası Uzay İstasyonu’ndaki astronotlarla birlikte yürütülüyor. Hatta astronotların bu araştırmadaki payı çok büyük.
Mesela onlar, istasyondaki mikrop sayısını elde etmek için 803 farklı yüzeyden sürüntü örneği alıyorlar. Araştırmacılar da her bir numunede, hangi bakteri türlerinin ve kimyasalların bulunduğunu belirliyor.
Devamında da her bir bakteri ve mikrobun nerede bulunduğunu ve hangi şekillerde etkileşime girebileceğini gösteren, 3 boyutlu haritalar oluşturuyorlar.
Görülüyor ki Uluslararası Uzay İstasyonu, Dünya’daki çoğu ortama kıyasla çok daha düşük mikrop çeşitliliğine sahip. Aslında araştırmacılara göre istasyondaki temizlik ürünlerindeki ve dezenfektanlardaki kimyasallar, her bir noktaya yayılıyor.
Ayrıca astronotlar da kendi deri hücreleri yoluyla, bulundukları ortama mikropları taşıyor. Yine farklı alanlar, farklı mikroplara da ev sahipliği yapıyor. Mesela Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki tuvaletler daha çok idrar ve dışkı mikroplarını taşırken, yemek yeme ve yemek yapma alanları da daha çok yiyecekle ilgili mikroplara sahip.
Ancak her ne olursa olsun bu mikrop toplulukları, Dünya’nın herhangi bir ortamına göre hem sayı olarak hem de çeşit olarak yetersiz kalıyor. Ek olarak tespitlere göre, istasyonun yüzeylerinde suda ve toprakta bulunan çevresel mikroplarla da karşılaşılmıyor.
Bilim insanlarının bu araştırmasına göre su ve toprakta bulunan mikroplar, Uluslararası Uzay İstasyonlarına bir şekilde dahil edilmeli. Eğer böyle bir şey yapılabilirse, astronotlar genel hijyenlerinden ödün vermeden çok daha sağlıklı olabilir.
Buradan varabileceğimiz sonuç da oldukça açık. Hijyen elbette önemli ancak aslında mikropların ve bakterilerin her bir çeşidine, makul ölçülerde ihtiyacımız var. Birinin veya birkaçının eksikliği, bilinenin aksine insan sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.
Yorumlar (0)