Denizler, kıyıda sürekli dalgalanarak binlerce ya da milyonlarca yıl boyunca kayaları öğütür ve kum oluşur. Çöllerdeki kumların altında bir şey olup olmadığı, varsa bile ne olduğu sorularının cevabı ise çölden çöle değişir elbette.
Dünyanın en büyük tropik çölü olan ve turistlerin ilgisini çeken Sahra’nın kumlarının altında yatanlar ise gerçekten ilginç. Hazırsanız Sahra Çölü hakkında biraz bilgi edindikten sonra kumlarının altına doğru bir keşfe çıkalım.
Şu an sadece çöl olarak bildiğimiz Sahra’nın eski zamanlarında göller, çayırlar, yerleşim yerleri ve hayvanlar vardı. En büyük gölünün alanı ise yüz sekiz bin kilometrekareye uzanıyordu.
Tüm bunlar, eski çağlarda Sahra’nın bir çölden öte hayvan ve bitki besleyen zengin bitki örtüsüne sahip yemyeşil bir cennet ve büyük bir yerleşim yeri olduğuna işaret ediyor.
Sahra’nın derinliklerinde çok sayıda yayın balığı, balina, deniz yılanı, dinozor fosilleri ve hatta insan eserleri de bulundu. Görünüşe bakılırsa Eski Taş Çağı’nda insanlar, su kaynağının yakınlarında yerleşim yerleri kurmuşlardı.
Keşfedilen nehir yataklarından biri ise beş yüz kilometrenin üstündeydi. Araştırmacılara göre bu devasa yataktan hâlâ sular akıyor olsaydı dünyanın en uzun on ikinci nehri olabilecekti!
Sahra Çölü’nde keşfedilen insan fosili, bildiğimiz insan tarihini yüz bin yıl daha geriye götürdü ve türümüzün üç yüz on beş bin yıl öncesine uzandığını göstermiş oldu.
Buna ek olarak çöldeki mağara duvarlarına çizilen resimlerde insanların yüzüyor olduğu görünüyordu. Yani Sahra’nın su açısından zengin olduğu bir kez daha ispatlanmıştı. Buradan yola çıkarak biyoçeşitliliğin de ne kadar fazla olabileceğini anlayabiliriz.
Yani iklimi sebebiyle çok misafirperver olduğunu söyleyemeyeceğimiz Sahra aslında yüzyıllar boyunca insanlara, hayvanlara ve bitkilere ev sahipliği yaptı. Muhtemelen bilmediğimiz pek çok şey daha var ancak Sahra’nın kumunu kazmak, çöl ekosistemine ciddi oranda zarar vereceği için yeterince bilgiye sahip değiliz.
Yorumlar (0)